ZİYAD “Burada kalmak istemiyorum baba!” Gözünden akan yaşlar soluk renkli tişörtünü ıslatıyordu. Göğsünde hiç tanımadığı bir his, sıkıyordu henüz on iki yaşındaki küçük bedenini. Tarif edemediği bir acıydı. “Biliyorum oğlum. Sadece biraz zaman. Hadi sil gözyaşlarını. Her gün yanında olacağım. Senin için hediyelerim olacak,” baba gülmeye çalışıyordu. Kırık bir gülüş, gözünde kara bulutlar... “Ama ben buradan yüzünü bile göremiyorum. Evimizin camları böyle değildi baba,” iyice yaklaşmıştı buzlu camın dibine. Babası oğlunun gözyaşlarını görüyordu. Ancak kendisi yaklaşmak istemiyordu. Böyle görünmemeliydi. Babalar çocuklarının gözünde her zaman güçlü görünürdü. Güçlü görünmeliydi, güçsüz bir be...